Archive for the ‘Bilim’ Category

MODERN MİMARİ

Cumartesi, Åžubat 2nd, 2008

MODERN MİMARİ

Pompidou Kültür Merkezi
Paris’teki dışı çelik ve camdan oluşan yapının mimarları Renzo Piano-Richard Rogers. 1977 yılında tamamlanan ve Parislilerin Beaubourg olarak andıkları yapı sanat merkezi olarak kullanılıyor.


Marina City - Chicago
Modern Mimarlığın güzel örneklerinden biridir.



Guggenheim Müzesi (New York) New York’ta bulunan ve mimar Frank Lloyd Wright tarafından tasarlanan bina spiral geometrik yapısıyla şehirde hemen dikkat çekiyor. Modern Sanat Koleksiyonu’nu barındıran müze binası salyangozu andırıyor.

Millau Viyadükü Mimarı İngiliz Norman Foster olan Fransa’daki Millau Viyadükü, Paris’i Akdeniz’e bağlayan yolu kısaltıyor. Transparan ve narin bir görünüşe sahip viyadük, 2004 yılında açıldı, 320 milyon euro’ya mal oldu.

Eden Projesi İngiltere Cornwall’daki Bitki Tiyatrosu olan Eden Projesi’nin mimarı Nicholas Grimshow. Çelik konstrüksiyonla oluşturulan, adeta dev bir böceği andıran bina kabuğu EFTE denilen (Ethylene Tetra Fluoro Ethylene) yarı transparan bir örtü ile kaplı. Eden’de 3 bin 385 türe ait 97 bin 400 bitki bulunuyor.


Erich Mendelsohn, Einstein Kulesi.
Bir inÅŸaat mühendisi olarak Gustave Eiffel’in tasarladığı bu kule yaklaşık 12000 parçadan oluÅŸup, 200 kadar işçi tarafından 21 ayda monte edilmiÅŸtir.


Modern mimarlık, 19. yüzyıl’ın Eklektisist mimarlığına karşı çıkan özgün yaratma yanlısı tüm mimari akımların genel adıdır. Eklektisizm’in geçmiÅŸten biçim aktarmaları yapan tutumuna karşıt olarak, tüm modern akımlar mimari biçimlerin çaÄŸa ve güncel koÅŸullara göre oluÅŸtuÄŸu görüşü doÄŸrultusunda çalışmışlarıdr. Kabaca, Art Nouveau’nun ortadan kalkışından , 1910′dan sonra, 1970′lere dek geliÅŸen tüm akımlar Modern Mimarlık kapsamı içinde deÄŸerlendirilebiler. Bunlar tasarım anlayışları açısından birbirlerinden çok farklı kutuplarda yer alsalarda temelde tarihten yararlanmayı yadsıyışlarıyla ortaklaşırlar. 1970′lerden bu yana Modern Mimarlık Postmodernizm karşısında sürekli geriliyerek, yerini tarihselci bir akıma terketmektedir.
Modern mimarlık batı uygarlığının bir ürünüdür. On sekizinci yüzyılın sonlarında, modern çağı ortaya çıkaran demokratik devrim ve endüstri devrimi ile birlikte biçimlenmeye baÅŸlamıştır. Bütün dönemlerin mimarlığı gibi modern mimarlıkta, insan yaÅŸamı için özel bir çevre yaratmaya, insanoÄŸlunun düşünce ve eylemlerini, olduÄŸuna inandığı ya da olmasını istediÄŸi gibi görselleÅŸtirmeye giriÅŸmiÅŸtir. Ünlü mimar Otto Wagner, 1986′da yayımladığı kitaba verdiÄŸi baÅŸlıkla, daha sonra tüm sanat biliminin kullanabileceÄŸi bir deyimin isim babası olmuÅŸtur.
18′inci yüzyılın sonlarında ortaya çıkmaya baÅŸlayan demir köprüler Modern mimarinin ilk otantik örnekleri sayılır. Bina olaraksa, 1851 Londra sergisindeki Paxton’un Crystal Palace’ına gelinceye kadar tavizsiz bir örnek gösterebilme olanağı yoktur. Yaklaşık olarak 70 bin metre karelik bir alanı kaplayan bu teÅŸhir sergisi, standardize elemanlar halinde demirle camın kaynaÅŸtığı ilk önemli fabrikasyon örneÄŸidir. Nitekim böylesine muazzam bir bina 16 hafta içerisinde, o zaman için mucizevi, bugünse ÅŸaşırtıcı sayılabilecek bir sürede inÅŸaa edilip bitirilebilmiÅŸtir. Crystal Palace’sı çeÅŸitli özellik ve nitelikleriyle, Modern mimarının baÅŸlatıcısı ve de eskimez örneklerinden biri olarak deÄŸerlendirmek yanlış olmaz.

Kaynakça ;http://tr.wikipedia.org/wiki

http://www.baktabul.com/

ÇİN MİMARİSİ

Cumartesi, Åžubat 2nd, 2008

Çin medeniyetinin önemli bir parçası ve eşsiz özelliklere sahip olan Çin mimarisi, Batı mimarisi ve İslam mimarisiyle birlikte dünyanın önde gelen üç mimari sisteminden birini oluşturur.


Dünyanın ahşabı başlıca malzeme olarak kullanan tek mimari sistemi olan Çin mimarisi, Çinlilere özgü görgü kuralları, estetik görüşü, değer yargıları ve doğa görüşünü derin bir şekilde yansıtır. Yoğun kültür geleneklerine dayanan Çin mimarisi sanatının başlıca özellikleri şöyle sıralanabilir: İmparatorun en yüksek konumda olması, sıkı uygulanan sınıf farklılığının pekiştirilmesi ve dolayısıyla saray ve başkentin planlanmasında en büyük başarıların gözetilmesi; yapı gruplarının oluşumunun güzelliklerine özellikle önem verilmesi; yapı gruplarının başlıca oluşumunun merkezi enleme göre bakışımlı yapılması; doğaya saygı gösterilerek doğayla yüksek derece uyum sağlanması; birleşim, sevimlilik, çağrışım ve derinlik güzelliklerinin keşfedilmesi.

Han milliyetine özgü mimarilerin dışında Çin’in azınlık milliyetlerine özgü mimariler de Çin mimarisini büyük ölçüde zenginleştirmiştir.
Çin mimarisi, saray mimarisi, tapınak mimarisi, bahçecilik mimarisi, mezarlık mimarisi ve sivil konut mimarisi olarak beş gruba ayrılıyor.
Tarihte sanat özellikleri ve teknoloji bakımından yabancı mimarilerle ilişkide bulunmaya ve yararlanmaya önem veren Çin mimarisi, Japonya, Kore, Vietnam ve Moğolistan gibi yabancı ülkelerin mimarilerini de büyük ölçüde etkilemiştir. Çin mimarisi günümüzde Çin’in geleneksel tarzlarını koruduğu gibi Batı sanatından da yararlanarak devamlı gelişmektedir.  


KAYNAK : http://turkish.cri.cn/

ANTONİ GAUDİ

Cumartesi, Åžubat 2nd, 2008


En sevdiğim mimarlardan biri, binalarıyla diğer meslektaşlarından ayrılan Antoni Gaudi i Cornet (1852, İspanya - 1926, İspanya), İspanya’da Art Nouveau (Yeni Sanat) akımının öncüsü olan ünlü İspanyol mimardır. Barselona’nın en ünlü mimari eserlerinin yaratıcısıdır.

25 Haziran 1852’de Katalonya’nın Reus kentinde doğmuştur. Bir bakır ustasının oğludur. 1869’da başladığı mimari eğitimi, askerlik hizmeti ve çeşitli nedenlerle sekiz yıl sürmüştür. 1878’de eğitimini tamamladığı Barselona kenti, tüm sanatsal etkinliklerinin merkezi olmuş ve kişiliğinin gelişiminde büyük yer tutmuştur. O dönem, Barselona’da özellikle tekstil endüstrisinin gelişmesiyle orta sınıfın güçlendiği, zenginliğin ve şehirsel gelişimin arttığı bir dönemdi. Gaudi, Fransız mimar Eugene Viollet-le-Duc ve “süsleme, mimarinin kaynağıdır� diyen İngiliz düşünür John Ruskin’in teorilerinden etkilenmiştir. Zamanla 19.yy.ın baskın tarihî stillerinin ötesine geçerek, kendi sınıflandırılması güç estetiğini yaratmıştır.



la pedrera evi (1904- 1906)


İlk önemli eseri, Vicens ailesi için 1883-1888 tarihlerinde yaptığı Barselona’daki Casa Vicens adlı yazlık ev idi. Daha sonra Eusebi Güell adlı sanayici ile güçlü bir ilişki kurarak bu aile için yaptığı eserlerle Barselona’da prestij edinmiştir. Bu eserler, Güell Pavilyonu (1884-1887), Güell Sarayı(1886-1888), Güell Mahzeni (1895-1898), Colonia Güell Türbesi (1898-1908), fantastik Güell Parkı( 1901-1914)’dır. Diğer önemli eserleri arasında Teresano Koleji (1888-1889), yılın binası ödülünü kazandıran Celvet Evi (1898-1900), Bellesgurad Villası (1900-1905), Battlo Evi (1904-1906), La Pedrera adıyla bilinen Mila Evi (1904-1906) bulunur

casa vicens (1883-1888)

Gaudi, koyu bir Katolik ve ateşli bir Katalan milliyetçisiydi. Katalanca konuşmanın yasalara aykırı olduğu bir dönemde, Katalanca konuştuğu için tutuklandığı bilinir. İlerleyen yaşında kendini tamamen dini bir yapıya adaması da dindarlığından kaynaklanır.

Gaudi, bir dahi olarak kabul edilmekle birlikte renk-körü olduğuna dair bir iddia vardır. Bu iddiaya göre, eserlerini yardımcısı Joseph Maria Jujol olmadan yaratması mümkün değildi.

Gaudi’nin eserlerinin sekiz tanesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alır. Park Güell, Palau Güell ve Casa Milà 1984’te, Sagrada Familia’nın “İsa’nın Doğuşu� cephesi ile yeraltı türbesi, Casa Vicesn, Casa Battlo ve Colonia Güell türbesi 2005’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmiştir.

Gaudi, 1908’de iki Amerikalı giriÅŸimciden New York’ta bir otel yapma önerisi almış ve 300 m. yüksekliÄŸinde bir bina tasarlamıştı. Ancak bu proje Gaudi’nin 1901-1910 arasında sanatçıyı halsiz düşüren uzun süreli hastalığı nedeniyle gerçekleÅŸmemiÅŸti. Gaudi’nin projesinin, 11 Eylül 2001’de yıkılan Dünya Ticaret Merkezi yerine yapılacak bina için uygulanması önerilmiÅŸtir.

Park Güell ( unesco ödülü almıştır )

En ünlü eseri ise hayatını adadığı, yapımı halen süren Sagrada Familia kilisesidir. Gaudi, 1882’de F. del Villar tarafından yapımına baÅŸlanan bu kiliseyi tamamlama iÅŸini 1883’de üzerine aldı. Gittikçe daha fazla zamanını bu esere ayıran Gaudi, 1908’de baÅŸka proje almayı bıraktı ve 1926’da ölümüne kadar sadece Sagrada Familia ile uÄŸraÅŸtı. Gaudi, tüm mimari bilgisini karmaşık semboller sistemi ve inancın gizemlerine iliÅŸkin görsel açıklamalarla birleÅŸtirerek bir 20. yy. katedrali yaratmayı arzuluyordu. Sadece tüm enerjisini esere ayırmakla kalmadı, stüdyosunu da inÅŸaata taşıdı. 7 Temmuz 1926’da, 74 yaşında bir trafik kazası sonucu öldü ve Sagrada Familia’ya gömüldü.

Sagrada Familia

Dünyanın en yüksek binası TAİPEİ

Cumartesi, Åžubat 2nd, 2008

Tayvan başkenti Taipei şehri Xinyi [Hsinyi] semtinde bulunan dünyanın en yüksek gökdelenidir.Gerçek adı Taipei Finans Merkezi dir. Ve bu bina dünyanın en yüksek binasıdır. Toplam 101 katı bulunmaktadır. 1999 yılında başlanan inşaatı 2004 yılına bitirilmiş olup inşaat tam 5 yıl sürmüştür. Yapının son kata kadar yani çatıya kadar yüksekliği 460 metredir. En uçta bulunan kulesiyle birlikte yüksekliği 509 metreye ulaşmaktaır. En üst katından Tüm Taipei gözükmektedir.

Bina, tamamıyla akıllı bina özellikli sistemlerle donatılmış olup, şiddetli depremlere ve 100 yılda bir dayanıklı olan ço güçlü fırtınalara dayanıklı olarak inşâ edildi.Taipei 101 binasının diğer bir özelliği ise bu biada bulunan asasnsörler dünyanın en hızlı asansörüdür. Asansör çıkarken 16,8 metre/saniye yol almaktadır. İnerken ise 10 m/s yol almaktadır. Yapı içerisindeki tek asansörün maliyeti 2 milyon USD bulmuştur.101 katlı gökdelende, bir alışveriş merkezi ve 12 bin kişilik kapasiteye sahip bürolar bulunuyor. Gökdelenin 89′uncu katında da ‘gözlem yeri’ bulunuyor.Taipei 101 binası yada gökdeleni Chang Yong Lee & Partners tarafından Çin geleneklerine göre Asya tarzı bir yapı olarak tasarlanmış olup toplam inşaat maliyeti 1,5 milyar doları bulmuştur.
KAYNAK : www.binaisletimi.com

JEAN NOUVEL

Cumartesi, Åžubat 2nd, 2008


2006 Uluslararası ‘Yüksek Yapılar Büyük Ödülü’ Jean Nouvel’in Barselona’daki yapısı ‘Torre Agbar’a verildi.
Jean Nouvel’in 142 metre yükseklikteki yapısı Torre Agbar, kısa adı ‘Agbar’ olarak bilinen Katalan belediyesinin altyapı işlerinin yönetim binası olarak hizmet veriyor. Yapının dikkat çekici özelliklerinden biri cephesi. 35 katlı bu kulenin cephesinde beton yüzeye monte edilmiş 25 farklı renkte ve değişik konfigürasyonlarda alüminyum panel bulunuyor. Gün içinde bu paneller krımızıdan maviye kadar değişen bir skalada renk değiştiriyor. Yapının üst bitimi ise beyaz çelik ve camdan inşa edilmiş bir kubbe şeklinde. Beton kabukta yer alan 4400 kare pencerenin önünde konumlandırılmış cam kabuk, aynı zamanda ısısal konfor sağlarken yapının içinden de dışarısının şeffaf olarak algılanmasını sağlıyor.
Jürinin ödül alan projelerle ilgili görüşleri: Agbar Kulesi’nin çelik ve camdankubbesinin içten görünüşüProje: Torre Agbar, BarcelonaMimar: Ateliers Jean Nouvel, Parisİşveren: Aigües de Barcelona / Sociedad General de Aguas de Barcelona SAYapının büyük ödüle layık görülmesinin nedeni, yüksek yapılarla ilgili tartışmaya farklı düzeylerde getirdiÄŸi seçkin katkıdır. Yapı Barselona’nın geliÅŸmekte olan bir bölgesinin sembolü olmuÅŸtur. Yapının formu, geliÅŸmekte olan bu bölgenin dinamizmini dışa vuruyor. Yapının mimari formu, geometrik olarak karmaşık olsa da temel bir dikkat çekiciliÄŸe sahip. Çok cidarlı cephe sistemi, heyecanlı ve çeÅŸitli bir deneyim üretiyor. AlışılagelmiÅŸ cam giydirme cepheli yüksek yapıların aksine Torre Agbar, sıcak İspanyol iklimine karşılık veren nitelikte. Bina boÅŸluÄŸu, üzerinde birbirinden farklı düzenlemelerde pencere boÅŸluklarının yer aldığı beton bir dış kabuÄŸa sahip. Bu kabuk binanın stabilitesini saÄŸlamanın yanı sıra ısıya karşı da bir kalkan oluÅŸturuyor. Hereket edebilen camlardan oluÅŸan ikinci cidar, arkasındaki masif beton duvar için termal bir ara bölge oluÅŸturuyor. Bu ÅŸekilde basit ve akıllıca bir yaklaşımla, ileri teknoloji maliyeti gerektirmeyen enerji-etkin bir strüktür gerçekleÅŸtirilmiÅŸ. Çekirdekteki geliÅŸigüzel düzenleme, yapının içinde ferahlık ve birliktelik hissi yaratan, birbiriyle baÄŸlantılı büyük odalara olanak tanıyor. Geceleri bina kabuÄŸu ışıklarla renkleniyor. Bu ışık buÄŸusu, bu sihirli yapıya heyecan verici olduÄŸu kadar gizemli bir yön katıyor.
Jean Nouvel’in 142 metre yükseklikteki yapısı Torre Agbar


Jean Nouvel’in Paris’teki Son Eseri “İlksel Sanatlar Müzesi� Hizmete Açıldı.
Jean Nouvel tarafından tasarlanan ve Chirac projelerinden en önemlisi olan Paris’teki “İlksel Sanatlar Müzesiâ€? (Musée d’Arts Premiers) tartışma yarattı. The Guardian Gazetesi mimari eleÅŸtirmeni Jonathan Glancey yapının kendisini etkilediÄŸini belirtiyor…1989 yılında Paris’in La Défense bölgesi için tasarladığı ‘Sonu Olmayan Kule’ (Tour Sans Fin) projesi hayata geçirilemeyen Jean Nouvel, bu yeni müzeyle Paris’e yeniden damgasını vuruyor. OlduÄŸundan daha narin ve küçük görünen binalar tasarlamakla ünlenen Jean Nouvel, Paris’te daha önce de ÅŸeffaf ve opak cephe modüllerinden meydana gelen Arap Dünyası Enstitüsü’nü (Institut du Monde Arab) ve Cartier Vakfı’nı (The Foundation Cartier) hayata geçirmiÅŸti. Bu yapılarda bir galerinin nerede baÅŸlayıp nerede bittiÄŸini kestirebilmek güçtü. Nouvel, yapılarının çoÄŸunda doÄŸal olanla insan yapısı olanı birbiriyle baÄŸdaÅŸtırabiliyor. Pekçok mimarın ofis yapılarında metal güneÅŸ kontrol elemanları kullanarak çözmeye çalıştığı sorunu Nouvel bambuyla çözüyor. Nouvel, kamusal ve ticari binaların ağırlığını yumuÅŸatma becerisini, Seine Nehri kıyısında yer alan, diÄŸer ismiyle ‘Musée du Quai Branly’de de gösteriyor. Müzede Asya, Afrika, Okyanusya ve Amerika’dan yerel sanat eserleri sergileniyor. Yapı, nehir kenarında Hausman döneminden kalma büyük apartman bloklarıyla yanyana ve Eyfel Kulesi’nin gölgesinin düştüğü bir yerde bulunuyor.

Jean Nouvel tarafından tasarlanan ve Chirac projelerinden en önemlisi olan Paris’teki “İlksel Sanatlar Müzesi� (Musée d’Arts Premiers)


KAYNAK : http://www.insaatforumu.com/